Özdemir Asaf'ın bir şiiri aklımda birkaç gündür, dizeleri zihnimde dönüp duruyor.
Taşınmak kadar
Hüzünlü bir kırık yoktur
Bir kopma bir yaralanma
Gizlenmiş bir hıçkırık yoktur
Önümüzdeki birkaç gün içinde hayatımın hatırı sayılır bir bölümünü geçirdiğim bu evden taşınıyorum. Ani bir kararla, öylesine aklımın esmesiyle tüm dostlarımın oturduğu bir siteye doğru yol alıyorum. Bir daha bu eve hiç giremeyeceğimi bilmek, yaşanılan bütün anıları birer birer geride bırakmak, pek çok eylemi artık son kez yapmak, son kez kahvaltı etmek, son kez uyumak, son kez sabah yataktan kalkmak şu günlerde bana düşen.
Basit bir adres değişikliği değilmiş. Anladım... Eşyaları birer birer kolilere yerleştirirken elime aldığım her objede bir anıyla yüzleşmek, nereden başlayacağımı bilememek, yorgunluktan bitkin düşmekmiş taşınmak. Oysa insan kedi gibiymiş. Ne kadar da kolay bağlanırmış mekanlara. Yeni evine, yeni hayatına koşa koşa gidecek olsa bile...
Anı yaşamak kavramına yıllar yılı takıntılı olan ben, bu eve ait en çok neyi özlerim kestiremiyorum ama kocaman mutfağımda Mona'yı yarattığım günleri ve büyük bir mutfağın verdiği çalışma konforunu özlerim, bunu biliyorum...
Şimdi yerleştirmem gereken koliler, birkaç gün birlikte çalışacağım ustalar, bekleyeceğim ve gecikeceğini tahmin ettiğim tesisatçılar, açılıp kapatılması gereken elektrik, su, doğalgaz hatları ve birbirinden eğlenceli seç,beğen,al devlet dairesi işleri beni bekler...
Zor işmiş taşınmak çamaşır makinasından daha ağır şeyler varmış taşınması gereken...
16 Eylül 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)








0 yorum:
Yorum Gönder