Hayatınız eğer yukarıda Maslak, aşağıda Beşiktaş, sağda Nişantaşı üçgeninde geçiyor, vakit kazanmak için veya yorgunluk, üşengeçlik gibi sebeplerden mutfak alışverişlerinizi sanal marketlerden yapıyor, akşamüstü iş çıkışı arkadaşlarla alışveriş merkezlerinin cafelerinde buluşuyor, çok sık Starbucks'ı ziyaret ediyor hele bir de penceresi olmayan plazalarda takım elbiseleri kuşanıp sabah 8 akşam 5 çalışıyorsanız kendinize hayattan bir gün hediye edin. Tarihi Yarımada'daki semtlerden birine gidin. İstanbul'un başka bir yüzünü görün, başka hayatları, başka yaşamları, başka tat ve dokuları keşfedin. Istanbul'da oluşunuza bir kez daha şükür edin.
İstanbul'un en güzel yerleri buradadır, buna rağmen temiz değildir ki bu üzücüdür. Basit bir omuz çantasıyla gitmek işinizi kolaylaştırır ki bu tedbirdir. Alakalı alakasız herşey burada satılır. Gördüğünüz hiçbirşeye şaşırmayın. Sokak satıcıları, zabıtalar, turistler. Burada kokular ve semt isimleri sürekli değişir. Kokular değişir; deniz kokusu, balık-ekmek kokusu, taze çekilmiş kurukahve kokusu, Mısır Çarşısı'ndaki taze baharat kokuları, sepet satan dükkanlara sinmiş ahşap kokuları, çiçek pazarındaki evcil hayvan kokuları. Semt isimleri değişir; Bahçekapı, Sirkeci, Cağaloğlu, Sultanahmet, Çemberlitaş, Beyazıt, Kapalıçarşı, Süleymaniye, Mercan, Tahtakale, cıvıl cıvıl Mahmutpaşa, Sultanhamam, Hasırcılar, Eminönü.
Tarihi Yarımada... Istanbul'un kurulduğu ilk alan. ''İstanbul'da yaşıyorum'' diyenin çok iyi bilmesi gereken bir mekan.
Sirkeci'den yukarı çıktığınızda yukarıda sıralanan semtler tamamen başka yazıların konusu. Her semt köklü bir tarih, başka bir dünya. İlk durağımız Eminönü ve Hasırcılar Sokak olacak. Haftaya...








1 yorum:
Cts günü bende Kapalıçarşı daydım. "Turist olsam şimdi dedim" içimdenEn kısa zanada tekrar gidilecek...
Yorum Gönder