İletişim

monabakery@gmail.com

14 Ekim 2010 Perşembe

Sefalı Günlerim...

Ah bir vaktim olsa;
Kadıköy'den vapura binsem, Eminönü'ne gitsem, kuşlara yem atsam, Fermo'ya Coşan'a baksam, Namlı'da kahvaltı etsem, Mısır Çarşısı'na gitsem, balık alsam, eve gelip ızgara da yapsam, yemeğin üstüne kanepeye uzansam rastgele Sex and the City DVD'lerinden birini seçip seyretsem, hatta Samantha'nın Richard'ın üstüne martiniyi döktüğü bölüme denk gelsem, kitaplığı yeniden yerleştirsem, Martha Steward kurabiyelerinden sıradakini yapsam, fortune cookie hazırlayıp eşe dosta süpriz yapsam, Argeşo'mun Mont Blanc ricasını gerçekleştirsem, koskocaman bir Gingerbread house kursam, günlerce detayları ile uğraşsam, fotoğraf çeksem, bir workshop'a katılsam, her sabah 06.00'da kalksam, yoga yapsam, arınsam, unutsam, boşversem...
Eskiden sıkça yaptığım bu aktiviteler bir süreliğine rafa kalkmış durumda. Şimdilerde çokça havuç rendeliyor, çikolata kırıyor, mutfakta fazlaca vakit geçiriyorum. Sefahathane'nin Tikina tarafından işletilen cafe-bistrosu için gece gündüz birşeyler tasarlıyorum.
Günler hep bir yerlere yetişerek, çoğunlukla zamanla yarışarak eğlenceli ve çok şükür dostlarla geçiyor. Şikayetçi değilim, Jorge Luis Borges'in de dediği gibi, anlardan oluşuyormuş yaşamak. Benimse tek derdim anı yakalamak....

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 
İkincisinde daha çok hata yapardım. 
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 
Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar, 
Çok az şeyi 
Ciddiyetle yapardım. 
Temizlik sorun bile olmazdı asla. 
Daha çok riske girerdim. 
Seyahat ederdim daha fazla. 
Daha çok güneş doğuşu izler, 
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. 
Görmedigim bir çok yere giderdim. 
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. 
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. 
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım. 
Yeniden başlayabilseydim eğer,yalnız mutlu anlarım olurdu. 
Farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten. 
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 
Hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan, 
Gitmeyen insanlardandım ben. 
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. 
Eğer yeniden başlayabilseydim, 
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 
Ama işte 85`indeyim ve biliyorum... 
Ölüyorum....

0 yorum: